Cameron ateşi yaktı, Euro'ya isyan başladı
Geçen hafta Euro kullanan 17 ülkenin "koşulsuz şartsız evet" dediği, Euro
kullanmasa da anlaşmanın bağladığı 9 ülkenin ise "parlamentom onay verince evet"
dediği yeni Euro anlaşması çok ciddi problemlerle karşı karşıya
kalabilir.
İngiltere'nin tek başına kalmayı göze alarak peşin
peşin "Hayatta size başarılar" sözleriyle reddettiği yeni Euro anlaşmasına isyan
yükselişe geçti.
Özellikle bazı ülkelerin Lizbon'da boyunu aşan bir "evet"
kararı vermiş olma olasılığı oldukça yüksek. Hatta bu anlaşma bazı ülkelerde
liderlerin koltuğunu bile sallama riski taşıyor.
Cameron ateşi yaktı, Euro'ya isyan başladı.
Geçen hafta Euro kullanan 17 ülkenin "koşulsuz şartsız evet" dediği, Euro kullanmasa da anlaşmanın bağladığı 9 ülkenin ise "parlamentom onay verince evet" dediği yeni Euro anlaşması, çok ciddi problemlerle karşı karşıya kalabilir.
İngiltere'nin tek başına kalmayı göze alarak peşin peşin "Hayatta size başarılar" sözleriyle reddettiği yeni Euro anlaşmasına isyan yükselişe geçti.
Özellikle bazı ülkelerin Lizbon'da boyunu aşan bir "evet" kararı vermiş olma olasılığı oldukça yüksek. Hatta bu anlaşma bazı ülkelerde liderlerin koltuğunu bile sallama riski taşıyor.
İRLANDA MUHALEFETİ, "HALKIN OMZUNA BÜYÜK BİR YÜK" DİYORAvrupalı liderlerin Euro Bölgesi'ne yayılan borç krizinin çözümü yolunda geçen hafta aldığı yeni anlaşma kararı ve bu anlaşmanın İrlanda'da referandum gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkin tartışmalar, hükümet ile muhalefet partileri arasında görüş ayrılıklarına neden oldu.
İngiltere haricindeki AB üyeleriyle mali birliğin derinleştirilmesine yönelik planlar üzerinde uzlaşan İrlanda Başbakanı Enda Kenny, varılan kararın herkesin çıkarına olacağını dile getirirken, muhalefet partilerinden bu görüşe itirazlar yükseliyor.
Fianna Fail ve Sinn Fein partileri, AB'ye zarar vereceğini düşündükleri anlaşmanın vakit kaybetmeden halk onayına sunulması ve vatandaşların bu konuda ayrıntılı olarak bilgilendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Muhalefet liderleri, özellikle ''anlaşmaya bağlı bütün ülkelerin, normal zamanlarda yıllık bütçe açıklarının gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 0,5'ini geçmesine izin verilmemesine'' ilişkin maddenin uzun vadede halkın omuzlarına büyük yük bindireceğini düşünüyor.
İrlanda hükümeti ise referandum kararının Mart ayından önce verilmeyeceğini vurguluyor.
İRLANDA'NIN ENDİŞESİ!
İrlanda, önemli ticari ortaklarından biri olan İngiltere'nin AB içindeki bazı karar ve düzenlemelerin dışında kalmasını kendi çıkarlarına aykırı görüyor ve bu süreçte İngiltere ile yakın temasta bulunmaya kararlı görünüyor.
İrlanda Maliye Bakanı Micheal Noonan İngiliz muhataplarıyla durum değerlendirmesinde bulunmak üzere bugün Londra'ya giderken, Başbakan Kenny'nin de dün akşam İngiltere Başbakanı David Cameron ile telefon görüşmesi yaptığı bildirildi.
İngiltere haricindeki AB üyeleri, Euro Bölgesi'nin borç krizinin aşılmasında sıkı bütçe uygulamaları için kendilerine hayati önemde yetkiler sunacak yeni bir anlaşma hazırlanması konusunda cuma günü uzlaşmaya varmıştı.
BULGARİSTAN: EURO'NUN KURTARILMASINA YARDIM ETMEYECEĞİZ
Euro'ya sırtını dönen bir diğer ülke ise Bulgaristan. Üstelik Bulgaristan tavrını çok sert ve net şekilde ifade etti. Bulgaristan Dışişleri Bakanı Nikolay Mladenov, ülkesinin Euro'nun değer kaybının önlenmesine yönelik hiç bir girişimde bulunmayacağını bildirdi.
Mladenov, parlamentoda yaptığı konuşmada "Euro'nun kurtarılmasına yardım etmeyeceğiz. Vergi politikamıza müdahale edilmesine de karşıyız" dedi.
Bulgaristan'ın Euro sahası için hazırlanan ödeneğe katılmayacağını açıklayan Mladenov, "Ülkemiz bu konuda herhangi bir sorumluluk üstlenmedi" dedi.
Mladenov, AB'de vergi sisteminde yapılması düşünülen değişiklikleri Bulgaristan olarak kabul etmediklerini de sözlerine ekleyerek "Kendi vergi politikamıza karışılmasına karşıyız" ifadesini kullandı.
Bu arada Başbakan Boyko Borisov da gazetecilere yaptığı açıklamada, Mladenov'un tutumuna destek verdi. Euro alanındaki krizde, Bulgaristan'ın bir sorumluluğunun olmadığını ileri süren Borisov, "Avrupa Birliği'nde Euro'nun geçerli olduğu bölgelerde süren krizi biz yaratmadık. Dolayısıyla bu ülkeleri krizden kurtaracak ülkelerin arasında da olmayacağız" dedi.
"Sorun sadece bu kadar mı" derseniz, yanıt "hayır değil, dahası da var".
Geçen hafta gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi'nden çıkan Yeni AB anlaşmasına, Euro dışında kalan 9 AB ülkesi ise konuyu parlamentosuna danışmaya karar vermişt.
Bu ülkelerden Danimarka, anlaşmayı referanduma götürmeyeceğini açıklayarak, anlaşmayı imzalayacağı sinyalini verdi.
PLONYA'DA SOKAKLAR KARIŞTI
Polonya'da muhalefet, "Yeni Euro anlaşmasının imzalanması demek, Almanya'nın kurallarıyla oynamak demek" diyerek sokaklarda başlayan anlaşma karşıtı gösterilerin fitilini yaktı.
Letonya'da anlaşma parlamento tarafından onaylandı.
Sadece Euro bölgesi dışındaki ülkelerde değil. Doğrudan Euro içerisinde bulunan ülkelerin de ciddi sıkıntılar yaşama olasılıkları kapıda belirdi. Daha açık bir deyişle, Euro Liderleri, boylarından büyük bir söz vermiş olabilir.
HOLLANDA PARLAMENTOSU'NDA SAATLİ BOMBA ÇALIŞIYOR
İşte bir çarpıcı örnek daha... Hollanda'da hükümet, yeni anlaşmayı referanduma götürmeye gerek olmadığını söylese de AB'de gücü büyük olan koalisyon ortağı, eğer bazı yetkiler Brüksel'e devredilecekse, kesinlikle bir seçim yapılması gerektiği sinyalini verdi. Yani Hollanda parlamentosunda her an bir kriz patlak verebilir.
AVUSTURYA SÜRPRİZİ
Daha büyük sürpriz ise Avusturya'da. Avusturya'da doğrudan hükümet yetkililerinden "Yeni bir parasal birlik anlaşması, referandum gerektirir" mesajları geliyor.
ROMANYA: PARLAMENTONUN ÜÇTE İKİ ÇOĞUNLUĞU LAZIM
Romanya'da ise Başbakan Basescu, yeni anlaşma için parlamentonun üçte iki çoğunluğuna ihtiyaç olduğunu, bu nedenle bir halk oylamasının kaçınılmaz hale gelebileceğini açıkladı.
FİNLANDİYA ONAYI DA RİSK ALTINDA
Finlandiya'da hükümet şimdilik sessiz kalsa da özellikle parlamento yapısından kaynaklı ve Hollanda'dakine benzer bir sorunun ortaya çıkma olasılığından bahsediliyor.
EU Observer'ın haberlerine göre ise bu ülkelere Çek Cumhuriyeti de eklenebilir.
KRİZ SOKAĞA SIÇRAYABİLİR
Yani şu anda Avrupa ülkelerinin liderlerini bir kriz bekliyor olabilir. İlk aşamada Almanya ve Fransa baskısıyla, "Bize uyar" dedikleri yükümlülükler kendi başkentlerinin sokaklarında başlayacak bir protestoyla Avrupa Baharı'na dönüşebilir.
İsyan ateşinin yükseldiği yer ise AB'nin fakir ama gururlu üyeleri ve bu ülkelerin halkları. İrlanda ve Bulgaristan'dan yükselen, "Bu krizi biz çıkarmadık. Bedelini de biz ödemeyiz" nidaları boş değil.
Ayrıca, yeni Euro anlaşmasının mutlak hakiminin Almanya olmasının, AB'yi bir Almanya Birliği haline getirebileceği korkusu da uzun zamandır Avrupa'da yaşanmamış bir çıkar çatışmasını da berbaerinde getiriyor.
Bunun sokaktaki ve seçim sandıklarındaki yansımalarını da önümüzdeki günlerde görmemiz işten bile olmayacak.