TÜRKLÜĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR: R.R. DENKTAŞ
Kıbrıs milli davamızdır.
Milli davalar milletler var oldukça inandıkça bedel ödedikçe yaşar ve gerçekleşirler.
Türk milleti var olduğu müddetçe tüm milli davalarımızda olduğu gibi Kıbrıs
davası da kendine inanan, kendisini vazgeçilmez gören, ömrünü kendinde hizmet
etmekle geçirecek kahramanlar yetiştirecektir. Fakat bunlardan hiçbiri belki de
Rauf Denktaş gibi Kıbrıs’la özdeşleşemeyecektir.
Rauf Denktaş, hayatını adeta Kıbrıs davasına
vakfetmiştir. Kıbrıs’ın tarihinde Rauf Denktaş; bazen takma isimle davayı halka
anlatan bir gazeteci, bazen milli davanın duyulması için kurulan bir gazete sahibi,
bazen bir savcı, bazen yakalanan TMT elemanlarının avukatı, bazen halkı
bilinçlendiren bir konuşmacı, bazen eli silahlı bir kuvayı milliyeci, bazen
tutuklu bir vatansever, bazen bir politikacı, bazen devlet adamı, yenilmez bir müzakereci,
sarsılmaz bir irade, yanıltılamayan bir milli şuur, dağınık halkı milli davaya
inandırıp birleştiren tarihin derinliklerinden süzülüp bugüne gelen bir Kutluk
Kağan olarak karşımıza çıkıyor. Bir toplumdan bir devlet kurmayı başarmış ender
şahsiyetlerden biriydi Denktaş.
Bugün Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmuşsa Rauf Denktaş'ın
payı büyüktür. Kıbrıs'taki halkımıza bir egemenlik kazandırılması, bağımsız
yaşaması Denktaş sayesindedir.
Kıbrıs sorununun çözümü için 1968'de Glafkos Klerides ile
ilk kez Beyrut'ta müzakerelere başlayan Denktaş, eski Rum liderler Spiros
Kiprianu, Yorgos Vasiliu, Glafkos Klerides ve Tasos Papadopulos ile yıllardır
müzakere etti.
Rauf Denktaş'ın bugüne dek yayınlanmış 50 kitabı ve bir
film senaryosu (İşgal Altında) var. Eserlerinden bazıları; Saadet Sırları
(1941), Ateşsiz Cehennem (1944), Criminal Cases (1953), 12'ye 5 Kala (1965), Akritas
Planı (1972), A Short Discourse of Cyprus (1972), The Cyprus Problem (1973), Cyprus
Triangle (1981), Gençlerle Başbaşa (1981), Kur'ân'dan İlhamlar (1986), Gençlere
Öğütler (1988), İmtihan Dünyası, Yarınlar İçin, Kıbrıs Girit Olmasın.
2002'de
sunulan ve Annan Planı olarak bilinen BM çözüm planına, ''Türk askerini Ada'dan
çıkaracağı ve Türkleri azınlık durumuna düşüreceği, devleti ortadan
kaldıracağı'' savıyla karşı çıkarak ''hayır'' kampanyası yürüten Denktaş, 17
Nisan 2005'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı. Maalesef bu
dönemde Denktaş’a Türkiye’den ağır suçlamalar yapıldı. “Çözümsüzlük çözüm
değildir” garabetiyle “Çözümün önündeki engel” ilan edildi. “Dinsizlik”
iftirasına uğradı. Hatta ve hatta Ergenekon terör örgütü ile ilişkilendirilmeye
çalışıldı. Bence hayatının en zor dönemi; ne tutukluluk dönemi, ne de Rumlarla
silahlı mücadele dönemi idi. Hayatının en zor dönemi bu iftira ve zulme
uğradığı dönemdir. Çünkü kahramanlar silahla ölmez. Ancak milletin gözünden
düşürüldüğünde ölürler. Ancak onu da başaramadılar. Denktaş sadece Kıbrıs’ta,
Türkiye’de değil tüm Türk Dünyasında kahraman olarak yaşayacaktır. İnandıkları
doğruları Rauf Denktaş son nefesine kadar, Yeniçağ Gazetesi'nde
yazılarla, ART televizyon kanalında “Denktaş'ın Gündemi” adlı
programıyla anlattı.
Denktaş,
Annan Planı sürecinde Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle yaşanan tartışmalarda,
''Türkiye olmadan cennete bile girmem'' demişti. Rauf Denktaş Türkiye'ye
bağlılığını her fırsatta dile getirdi. Denktaş, "Türkiyesiz hiç bir yere gidemeyiz.
Egemenliğimizden devletimizden vazgeçemeyiz. Allah kimseyi devletsiz bayraksız
bırakmasın." dedi. Daha önce 1878'de Türkiye'den ayrılmanın acısını
yaşadıklarını vurgulayan Denktaş bir konuşmasında da "Allah bize bu acıyı
bir daha yaşatmasın, öleyim öyle bir günü görmeyeyim" demişti.
Kızı
Ender Vangöl açıkladı; Denktaş solunum cihazına bağlanmadan önce, Rum liderler
için, “Söyleyin onlara, burası bağımsız bir cumhuriyettir” dediği ve
“Hristofyas” diye bağırdığı bildirildi.
Türklüğe
,İslama son derece bağlı, kendi menfaatlerini yaşamı boyunca hep milletinin
menfaatlerini gözeten ve kendi menfaatinden üstün tutan milletin hedefleri için
yaşayan bir insandı.Doğru yaşadı,taviz vermedi mücadelesinden. Alnı açık,
dimdik, dosdoğru hakka yürüdü. Şimdide bu abidenin hayatına bakalım.
Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey'di.
Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930
yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi'nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan
sonra Kıbrıs'a döndü ve liseyi Kıbrıs'ta bitirdi. II. Dünya Savaşı'ndan
sonra hukuk eğitimi için İngiltere'ye gitti. Mezun olduktan
sonra avukatlığa başladı.
27
Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte
Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk cemaatinin iki
önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında
arabulucu rolünü üstlenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın
teklifi ve Dr. Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu
Kongresi'nde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini
zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı
yıl Aydın Hanım'la evlendi. 1955'te terörist bir
hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs
Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki
görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı
(TMT) kurdu.
1958 yılında Rum
tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra
antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf
Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile
görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini
dile getirdi. 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın
hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi'yle İcra Komitesi
Başkanlığı'na seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650
kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir
sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.
1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından
“istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi
yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler
sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş
yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü.
1970 seçimlerinde Türk
Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı
Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin
ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş,
anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına
seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar
cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi.
1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 17 Nisan 2005'te yapılan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan'da görevi Mehmet Ali Talat'a devretti.
13.01.2012
Akşamı 22.00 da Allahın rahmetine kavuştu. Türk milletinin başı sağ olsun.
Mekânı cennet olsun.
13.01.2012
Hanefi ÇATAL
Kaynakça;
Rauf R. Denktaş, Hatıralar
Yeni Rehber Ansiklopedisi
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi (MEB
Ortaöğretim)
Sabah Gazetesi
Yeniçağ Gazetesi
Bu yazı toplam 583 defa okundu.